14 Mayıs 2012 Pazartesi

   
    Kimi neden özlediğimi bilmeden öyle içim acıyor ki..Rezil kokuşmuş bir boşluk bu beni yutan.Işık yok ,kör adımlarıyla ilerlemeye çalışıyorum .Öfkeliyim hem de çok. Kalbimi esir edebilecek kadar büyük bir öfke..Adresi belli olmayan bir paket gibi kalbimin tam ortasında oturmakta...Zayiatımız fazla yine ..Umutlarım ,bir sürü gözyaşı ,fedakarlık...Oysa sadece elini tutmak istemişken...
   
    Maymun iştahlıyım biliyorum.Ne acımın ne sevincimin arkasında durabildim..Gidenleri öylece izledim köşemden.Çabalamam bir işe yaramazdı çünkü..Aslında olan bambaşkaydı.Benim istediğim ne onlardı ne de bir başkası..Ben kafamdaki bir hayalete aşıktım..Rüyalarıma giren sesine ,gözlerine aşık olduğum ama asla bir vücut bularak hayatıma giremeyecek olan bir hayalet..
  
Tuhaftır parçaları hayatımın her bir yanına serpiştirildi..Tanıdığım her adamda onun izleri vardı..Belki de bu yüzden bu kadar yıprandım.Sadece onu sevmişken yerine kanlı canlı birini koymaya çalıştım.Olmadı..Eksiktim yarımdım. Kendi kendime sevdim; kendi kendi vazgeçtim rüyalarımdan..Sonuç hüsrandı belki ..Asla kazanı olmayan bir savaşta yenilmiştim ben..Düşmanım kendim idim ... İnsan kendisini nasıl alt eder ki ? Yel değirmenleri ile savaşan Don Quijote gibiyim fakat onun bir amacı varken ben boşlukta sallanıyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder