25 Mart 2012 Pazar

   Baya uzun süre olmuş yazmayalı . Kafamda dolananları bir sıraya sokmaya çalışıyorum yeniden.Sahi ben ne yaşadım ? Her gün geçmişi unutarak tekrar başlamak isterdim..50 First Dates filmindeki gibi..Normalde romantik komedi boş gelir bana hep.Bilirim gerçek hayat öyle değil .Seversin ve uzaktan seyredersin ulaşabileceğin en yakın mesafe karşı masadır çünkü.Yazılan bir kural var çünkü :Ambalaj önemlidir..
   
Düşüncen aslında ne olduğun önemli değildir o an.Yaftaların hazırdır .Hani ilkokuldaki fişler gibi."Işık ılık sütü iç" yoktur artık .Kökenin,dilin,dinin ,nasıl göründüğün neye ve kime inandığın vardır.Sen artık  bir insan değil sadece somut bir varlık olarak değerlendirilsin.Kürt ya da Türk , yobaz yada ateist.Ha bu arada arası yoktur hiç bir zaman .Seksenli yıllarda olduğu gibi ya sağcısın ya solcu .Ortada olman kabul edilmez .Üstüne üstlük ezik, bir taraf bile seçemeyen deryadaki balık misali alık muamelesi görürsün.Kişisel özelliklerin artık bir teferruattan ibarettir.
   
 Sen aslında sen olduğun için sevilmezsin .Hep bir neden vardır o sevginin altında çünkü ile kurulu binlerce cümle vardır"Seni seviyorum ama ..." kalıbı da her zaman hazırdır.Bahanelerimiz vardır arkasına her daim sığınmaya elverişli olan.En küçük bir olay yeter aslında kendi kabuğumuza sığınıp dışarı mayınlar gibi bahaneler döşeriz... Başını kuma gömen deve kuşlarından farkımız yoktur aslında.Baş sıkıştığında her daim yedekte bahanelerimiz vardır.
   
Aslında gerçekleri söylemek isteriz hatta avaz avaz haykırmak.Ama bir şey engel olur bize.Bu çoğu zaman gururdur çoğu zaman da alçakça bir korku..Oysa söylemekten bir şey çıkmaz.Bildiğimiz halde susarız;dilimizin ucundakini sanki sırmış gibi en derinlerde saklarız.Zaaf  görürüz onu .En zayıf noktamız.Aslında düşününce en zayıf noktamız henüz taşlaşmamış bir kalbe sahip olmamız.Çünkü kalbimizin içine güneş sızdığı sürece insanız..