31 Aralık 2011 Cumartesi

 Develerin kini meşhurdur.Kendisine yapılan kötü davranışı asla unutmazlar.Uygun zaman ve mekan...Öyle olmadığımı düşünüyordum yıllardır .Aslında 2kişi var kin güttüğüm .Canımı diğer insanlardan daha çok acıtan dengelerimi alt üst eden 2kişi ...
   
Normalde sakin bir insanım .Yani aslında çoğu zaman öyleyim Dengesizliğimi,maymun iştahlılığımı,inadımı,
tembelliğimi  bir kenara bırakırsak iyi biriyim ben .Arada "asmak kesmek kelle uçurmak " nidalarıyla kırk haramilerden biri haline geliyorum.
   
 Kadınlar bir melektir ama kanatlarını kırarsanız yollarına süpürgeyle devam ederler demişler.Canımız acımayagörsün önce sabrederiz umarız düzelmesini .Acılar  vardır insanı güçlendiren acılar vardır insanı çökerten 
Ama bazı kadınlar var  hayran olduğum her durumda güçlü kendi ayakları üzerinde duran kadınlar..Frida Kahlo gibi.Ama güçlü kadın her zaman yalnız kadındır bilir çünkü  dayandığı insanın bir süre sonra gideceğini.
     
 İşte bu yüzden yer ile kardeş olmayı öğrenir kadınlar .Topraktan güç alır .Onunla dost olur ,sıkıntısını derdini ona  anlatır.Bilir eğer ona düşman olursa düştüğünde daha çok canı yanar...Kindar değiller ama unutmazlar.İyi de kötü de zihinlerdedir .Çünkü adımlarını sağlam atmaları için geçmişlerine ihtiyacı vardır,Kılavuzdur geçmişleri; yollarını kaybettiklerinde birer pusuladır geçmiş hayatları .İşte bu yüzden daima güçlüdürler
   
Aynı şeyleri tekrarlamaya başladım sanırım.Onlara imrenmemdir bu kadar sözün nedeni.Çoğu zaman geçmişime sırtımı dönmek istedim Kaçtım saklandım .Kendi göz bebeklerimden bile uzaklaştım zamanla.Yalnızlığım idi tek sığınağım bir de kitaplarım vardı .Renkli renkli ciltli kitaplar .Yaşamak istediğim dünyanın anahtarı ..
  
 Yerle kardeş olma mevzusuna değinmişken zamanla ben de barışıyorum toprakla .Düşe düşe malum yerlerim çoktan nasır tuttu.Birazcık acıyor artık canım Sonradan geçiyor her şey .Yine gülümseme yine aynı o umursamaz kadın ..Belki de doğru olan şey bu..Bilinmez..Doğanın kanunu deyip geçmek gerekiyor sanırım..

İki Kayıp Ruh

19.05.2011
    

Bir kabustan uyanmıştı kız kan ter içinde .Bir yol vardı rüyasında iki ceset birer metre arayla Geçmişi ve geleceği sandığı iki ceset ve 3 tane yüzük kız evin içindeydi her şeyden uzak ...Uyandı ve o mesajı okudu"düşündüm hayır mutsuz oluruz ikimiz de" ...

    Üzüldü kız önce sonra ağladı ağladı ta ki en son gözyaşı düşene dek zehir vücuttan atılmıştı...Ve onu aradı..Arkadaşıydı o .Güldüğü eğlendiği arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı biri..Uzun zamandır görüşmemişlerdi birkaç gün önce dertleşmek üzere buluşana dek...

"Nolur gel kötüyüm kimseyi görmek istemiyorum sadece senle konuşmak istiyorum "yazdı kız birkaç dakika sonra aradı oğlan şaşkındı kız ağlıyordu çünkü. "Tamam canım dersten sonra Kızılay'da buluşalım "diyebildi sadece ve "üzülme lütfen"diye ekledi...
  Buluştular önce yemek sonra kahkaha krizleriyle sürekli kesilen bir yürüyüş..Hava sıcaktı ve yapmak istedikleri bir şey vardı: İçmek.Alkol iyi gelecekti ikisine de Hayatları yıkılmıştı .Binlerce kişi müdahale etmişti mutluluklarına .Her şeye yadırgayan tüm bakışlara inat içtiler ta ki dilleri çözülene dek...

   Kız ağladı önce "Neden neden yaptım ben bunu"diye oğlan " Bu döktüğün göz yaşları onun için mi yoksa kendin için mi "diye sordu kız kendim için diyebildi sadece...

Ve dudaklarından o sözcükler dökülüverdi birden: "Ben aslında bu senenin başında birinden hoşlanmıştım hayatımı onun için değiştirebilirdim ama olmadı ikimiz ayrı yollardaydık ayrı hayatlardaydık bambaşka yerlere sürüklendik "
    Oğlan sürekli kim olduğunu sordu sonra da "Ben biliyorum onu" dedi .Kız "Sen desem bir şey değişecek mi" diye sordu ve başını oğlandan uzağa çevirdi dudaklarından sadece o 2 sözcük döküldü" o sensin.." ve ağladı kasılana dek oğlan kızı kendine doğru çekti sarıldılar kız konuştu sadece elini tutmuştu oğlanın... 

     Bütün her şey aydınlanmıştı sanki bir rüyası vardı kızın ona sarılmış bir adam görüyordu rüyasında ve oğlanın yüzüne baktı o kederli şaşkın çaresiz gözlerine ...usulca yaklaştı ve öptü onu

" Her şeyin güzel olmasını istemiştim eğer sen olsaydın her şey güzel olacaktı imkansızız biliyorum ama ben sen olsaydın bu kadar incinmezdim seni üzmeye kıyamıyorum üzgün görmeye bana nişanlandığını söylediğindeki ifaden hala gözlerimin önünde hayatının elinden kayıp gidişine çaresiz gözlerle bakman .. Senden bi talebim yok biliyorum hayatına girersem incitecekler seni yine üzüleceksin daha yeni kurtuldun ipin ucundan..."
   Çaresizdiler ..İkisi de yapamazdı kalkamazlardı altından bu ağır yükün..oğlandan bir şey istedi"Sadece şu an yaşansın yanımda kal sarılayım sana ve sonra hayat aksın yine ayrı yönde" Sarıldılar her şey bir rüyanın parçasıydı sanki iki kayıp ruh birleşmişti kız hala ağlıyordu oğlansa kıza ayılması için kahve içirmeye çalışıyordu...Konuştular konuştular ve sonunda kız o iki sihirli kelimeyi ağzından kaçırıverdi"Seni seviyorum"

  Şaşkındılar iki arkadaş iki belirsize dönüşmüştü oğlan kızın sarhoş olduğuna inanıyordu ama kız gelen hesabın küsuratına kadar hatırlıyordu.öpüştüler oğlan ağzını açmıyordu susuyordu kız onu sevdiğini söylerken..çıktılar bardan ve aşağıda oğlan kıza son kez sarıldı öptü onu ve kız aynaya baktı"Rüyamda gördüğüm şey tam olarak buydu" dedi oğlan kızın saçını öptü..

bir süre sarmaş dolaş yürüdüler kız inanılmaz mutluydu .Hayali yanındaydı.
Oğlansa...Korkuyordu..ipin ucundan indirilmişti hayatı tekrar kazanmıştı ve aşk onun geri dönülemez bir biçimde ölümü demekti.kız da farkındaydı gel diyemezdi ona kıyamazdı bir daha üzülmesine ...İçinde kanardı ama susardı...Ayrıldılar sonra oğlan başına bir şey gelmesinden korkuyordu eski nişanlısının tanıdıkları görürlerse onları olay çıkardı ve her şey daha da karışırdı..

  İkisi ayrı yolun iki kayıp ruhlarıydı onlar... onları bir araya getiren 4 tekila 2 bira bir paket sigara ve... ikisinin bir daha hiç yaşayamayacaklarını sandıkları büyüydü.. Belki yollar tekrar kesişir eller tekrar buluşabilir ama o güne kadar ikisi de saçma sapan 2 masalın figüranları olmaya ve maskeleriyle yaşamaya mahkum olacaklardı...

25 Aralık 2011 Pazar

   Mucize diye bir şey var mı? Ya da ben mi inanıyorum hala masallara .Olmayacak duaya amin demiş insanım ben aslında pek şaşırılacak bir şey değil bu durum.Ama yine de yürümeyi öğrendim düşe düşe Tıpkı bebekler gibi .
  
 Ama yine de hayat öyle bomboş ,labirentlerle dolu bir saha değil.Arada çok güzel yerlere çıkıyor yolum .Güzel insanlar dahil oluyor hayatıma .Annem dayım ,Erdi ...Her şeye rağmen sadık yol arkadaşlarım ..Bir de balonlar var ...Rengarenk ışıl ışıl ve cezbedici..Ama yolun yarısında çok uzaklara uçup bir daha hiç gelmemeye mahkumlar..Ne kadar sıkı tutarsam tutayım ellerimin arasında kayıyorlar...
  
 Neyse neyse  üzülmeye  gerek yok onlara kızmak da gereksiz .Çünkü benle bir yola çıkmak zordur.Bugüne dek sorumluluğumu taşıyan olmadı.Yaşayan anlıyor nasıl bir belaya bulaştığını ..Bu yüzdendir belki de yalnız oluşum .Üzgün müyüm ?Hayır lan asla .Böyle olmam gerekiyormuş  demek ki.
  
Yalnızım mutluyum huzurluyum var mı daha ötesi .Beni beğenenin aklından bile şüphe ediyorum" Ne  görüyo la bunlar bende" moduna bağlıyorum bir süre sonra...Aman neyse ne işte...
   

24 Aralık 2011 Cumartesi

  Şimdi baktım da aşk temalı bir sürü şiir,şarkı,film bir sürü bir sürü sanat eseri var .Bir ütopya uğruna yaratıcılığımızı konuşturuyoruz .Aslında aşk ne hiç düşündük mü ? Filozoflar ,din adamları,şairler,sanatçılar yıllar boyunca aşk hakkında sayısız şey söylemiş .Hatta günümüz insanları bir hastalık gibi aşkı ele alıp belirtilerini sıralamış.Kalp atışlarının artması,sınırsız mutluluk , karın ağrısı bla bla bla..

  "Madem bu aşk o kadar güzel bir şey neden çoğu insan onun getirdiği sıkıntılardan acılardan muzdarip?" denildiğini duyar gibiyim.Aslında ben de kendime bu soruyu defalarca sormuşluğum vardır .Doğum yaparken bile belli bir süre acı çekiyoruz sonra bize şapşal şapşal bakan bir varlık ortaya çıkana dek .

   Evet yine sıkıldım aşk konuşmaktan ya.Şunu biliyorum birçok güzel şarkı var  bu konuyla ilgili.Arayışlarımızı hep o mükemmelin peşinde koşuşumuzu Jefferson Airplane,Queen daha  nice isim bunu şarkılarına taşımış .. Aşk sanata hayat vermiş Beatles'ı Beatles yapmış ..Sırf bu yüzden aşkı sevebilirim .Aşk barışa huzura duyulan özlem olmuş onların şarkılarında ..Her daim taze her daim tadı damakta kalan şarkılar yapmışlar.Gerçek aşk müzikten geçiyor başka bir insanın kalbinden değil..

  Saçmaladım belki de mantıksız sözlerim .Ama yine de yazmaya değerdi..Beatles demişken en sevdiğim şarkılarından birisini paylaşmadan edemeyeceğim.

18 Aralık 2011 Pazar


 Yine ben ..Tekrar yazmaya başlamanın tedirginliği var içimde .Bu sefer kendime sözüm var . İçinde umutsuzluk taşıyan hiçbir şey olmayacak yazılarımda .Ne bitmemiş bir aşkın kırıntısı ne bir hüzün balonu Hiçbir şey..Evet aşık oldum Ve her güzel şey gibi bitti ...
  
 Başlangıçlar ve bitişler..Tam bir kısır döngü aslında...Her bitiş yeni bir başlangıcın kapısı aslında.Tıpkı her ölümün arkasından yeni bir canın dünyaya katılacağı gibi..Dünya dönmeye devam ettikçe bu döngü süregelecek. Düğünlerde "ay yok ben oynamam beceremem" diye bir bahane kabul etmeden seni de içine katıp oradan oraya sürükleyecek.Bulutsuzluk Özlemi'nin bir şarkısı var "Yaşamaya Mecbursun" diye .Aynı o hesap.
   
 Duygu dolu bir şeyler yazayım diye tasarlamadım aslında zaten ben tasarladıklarımın çoğunu beceremem ya da sıkılıp yarıda bırakırım.Nedendir bilmem.Bazen gelir ki bir şeye ulaşmak için çok çaba harcarım deyim yerindeyse her şeyi yaparım.Ama elde edince tüm cazibesi biter benim için.İlişkilerimde de durum aynıdır .Her hatun gibi "beni seven beni olduğum gibi kabul eden birini arıyorum" derim arada.Bu kalıplara uyan birini bulduğumda da cıvıklık o bu derken soğurum o adamdan.
  
 Aslında insanların aradığı şey bir ütopyadan ibaret.Kafamızda yarattığımız bir insana atfetmek istediğimiz binlerce özellik var :Yakışıklılık,zeka ,sadakat,zevk sahibi olması ve tabi ki tüm kadınların vazgeçilmezi olan para..
  
 Hadi ama kandırmayalım birbirimizi .Kurduğumuz hayallerin pembe panjurların öpücükle değil para ile satın alınabileceği bir gerçek.Evet her kadın çalışmalı kendi ayaklarının üzerinde durmalı . Durmalı ki eğer bir gün evlilikte bir yol ayrımı gerekiyorsa cesur olmalı. Gerçi bu cesaret ekonomik güçten değil kişiliğin getirisi ama para da bir etken değil mi ?
  
 Bazen kendi yarattığımız insana aşık olabiliyoruz .Ne bazeni ya çoğu zaman .O kadar mükemmelleştiriyoruz ki onu insan olmaktan çıkıyor."Ruh eşi" deniliyor ya bence o kavram tam olarak buna tekabül ediyor .Çünkü öyle bir varlık ancak ruha eş olabilir bedene değil .O bizim bilinç altımız hayallerimiz ..Oysa gerçek sanıldığından farklı..
   
Birkaç ay önce benim "mükemmel" diye tabir ettiğim biriyle tanıştım .Sevdim aşık oldum o bilindik süreç yaşandı.Ama birçok fark vardı. Sevgili değildik .Adamın zaten halihazırda bir sevgilisi vardı.Birçok çevrede sadık diye adlandırılan bu adamla yollarımız ayrılmaya başladığı gün bütün defolarını gördüm.Yine de aptal aptal sevdim (hala da arada seviyor olabilirim)  Sonrası Sonrası iyilik sağlık işte Aşk gidince akıl geri gelirmiş hasar tespiti yaptık .Kendimize çeki düzen verdik .
   
Demiştim ya her bitiş bir başlangıca gebe.Daha öğrenciyiz Daha genciz Yolun başında olduğuma inanmasam da ortalarına da yaklaşmadığım kesin orada arada bir yerdeyim işte .Aptal aptal gülümsüyorum yine .Bende çoğu insanın imrendiği bir huy var : Her şeye rağmen gülümsemek .. Umudum bazen azalır "Benden bir yol olmaz" derim. Ama yine de bir bok varmış gibi gülümserim.Hayata karşı en büyük silahımdır benim .

  Ne çok yazmışım ben Çenem çoğu zaman düşüktür klavyem de düşükmüş bunu da öğrenmiş oldum.Yine de içimde bir rahatlama var ."Yazdım rahatladım"  meselesi  işte tam bu anda devreye giriyor .Yukarı çıkıp yazdıklarımı okuyunca "Ulan ne güzel de yazmışım be"ile"yazının içine etmişim abiciğim" arasındaki süreye "Yazdım rahatladım" deniliyor. En iyisi 2. evreye geçmeden uyumak ..Ama gitmeden şu malum şarkıyı paylaşmadan edemeyeceğim ..İyi geceler efendim..